GAP
ve bölge
Doç.
Dr. Ahmet Özer
Özgür
Politika,
23.10.2000
GAP,
Güneydoğu Anadolu'da yeralan 9 ili (Antep,
Diyarbakır, Urfa, Mardin, Siirt,
Batman, Şırnak, Adıyaman ve
Kilis) kapsayan entegre bir bölgesel kalkınma
projesidir. Türkiye yüzölçümünün ve nüfusunun
yüzde 10'unu oluşturan proje bölgesi
kapsamında 19 baraj, 22 Hidroelektrik
Santralının yapımı
planlanmış olup; bittiğinde yılda
27 milyar kilowat saat enerji üretimi ve
1.7 milyon hektar da arazi sulamasını
öngörmektedir. Türkiye'nin bugüne kadar
gerçekleştirdiği en büyük bölgesel
kalkınma projesi olan GAP'ın
toplam sabit yatırım tutarı
32 milyar ABD doları eşdeğeri
olarak ifade edilmektedir. 1999 sonu
itibariyle 14 milyar dolar eşdeğeri
harcama yapılan GAP'ta nakdi gerçekleşme
yüzde 44 düzeyine ulaşmış
bulunmaktadır. Bu gerçekleşme
oranı öngörülen hedeflerin çok altında
kalmıştır. Çünkü GAP'ın
başlangıcından (1983) bugüne
yaklaşık 20 yıl geçmiş
ve master plana göre bitim yılı
olarak da 2005 yılı öngörülmüştü.
Öngörülen zamanın yüzde 65'lik bir
dilimi .
Projenin temel amacının toprak ve
su kaynaklarını geliştirerek,
entegre ve sürdürülebilir sosyo-ekonomik
bir kalkınmayı gerçekleştirmek,
bölgeyi tarıma dayalı sanayi ürünlerinin
ihraç edildiği bir üs haline getirmek
olduğu her fırsatta dile
getiriliyor. Ancak bu tanımlamada
vurgulanan toprak ve su kaynaklarının
geliştirilmesi, entegrasyon, sürdürebilirlilik,
sosyo-ekonomik kalkınma ve sanayileşme
hedefleri henüz öngörüldüğü biçimleriyle
bile gerçekleştirilmiş değildir.
Bu durumun ortaya çıkardığı
sonuçları çözüm önerileriyle
birlikte irdeleyelim:
1.Proje kapsamındaki topraklar insanlık
tarihinin en bereketli toprakları olup,
ilk yerleşmeye, üniversiteye beşiklik
etmiş (Harran Mezapotamya) topraklardır.
Ancak daha önce Nil üzerindeki Asuan'da görüldüğü
gibi bu topraklara sözgelimi 5 su verildiğinde
verim elde edilmezken 10 su verildiğinde
ise, çoraklaşabilecek niteliktedir.
Optimum sulama noktasının tespit
edilip demostrasyonlarla köylü-çiftçi ve
üreticinin eğitilmesi büyük önem taşımaktadır.
Aynı şekilde Fırat (32) ve
Dicle (20) nehirlerinin yılda taşımış
oldukları 52 milyar metreküp su yüzyıllardır
boşa akmış; toprak suya, köylü
ise toprağa hasret kalmıştır.
Şimdi bu buluşmanın sadece
bir yönü (toprağın-suyla buluşması)
gerçekleştirilirse meselenin bir tarafı
eksik kalır, köylünün de mutlaka bir
biçimiyle toprakla buluşturulması
gerekir. Böylece GAP aynı zamanda yarı
feodaliteyi tasfiye eden, çağdaş
modern bir toplumun önünü açabilecektir.
2. Halı hazırda uygulanan tarım-sanayi
gibi ekonomik; eğitim, sağlık
gibi sosyal; enerji-sulama gibi altyapısal
projeler arasında bir entegrasyon sağlanamamış
olması büyük bir eksiklik olmasının
ötesinde sosyal ve ekonomik sonuçları
açısından da büyük sakıncalar
oluşturmaktadır. Örneğin
enerjide gerçekleşme yüzde 80 civarında
iken tarımda ve sulamada gerçekleşme
sadece yüzde 12 civarındadır. Üstelik
elde edilen enerji bölgede kullanılmamakta,
enterkonnekte sistemlerle batıya taşınmaktadır.
Projenin temel felsefesini teşkil eden
bölgelerarası dengesizliği
giderme anlayışına uymayan bu
uygulama bölgedeki sanayileşmeyi de
olumsuz bir biçimde etkilemektedir. Sadece
Atatürk ve Karakaya barajlarından işletmeye
geçmelerinden bugüne kadar elde edilen 167
milyar Kilowat saatin yaklaşık
parasal değeri 10 milyar doların
üstündedir ve bu rakam bugüne kadar yapılmış
GAP yatırımlarını
neredeyse karşılamış
bulunmaktadır; üstelik bu enerji yatırımlarının
şimdiye kadar bölgeye önemli bir katkısı
da olmamıştır. Enerjide bu
gelişmeler olurken sulama işinde
çok geride kalınmıştır.
Nitekim bugüne kadar 1.7 milyon hektar
araziden sadece 215 bin 80 hektar sulamaya açılmış
ve üstelik bunun da 50 bin hektarı
vatandaşın kendi olanaklarıyla
yaptığı yer altı (pompajla)
sulamalarından oluşmaktadır.
Dolayısıyla hem bölgede üretilen
enerjinin büyük kayıplar (yüzde 30)
göze alınarak Batı'ya taşınması
hem de bölgedeki üretici ve çiftçiyi asıl
ilgilendiren sulama projelerine ağırlık
verilmemiş olması GAP'ın kalkınma
stratejisine ters düşen, izahı güç
uygulamalardır. Bu yanlışlığın
düzeltilmesi, yani bölgede üretilen
enerjinin bölgede (özellikle de sanayileşmeyi
teşvikte) kullanılması ve
gecikmiş sulama projelerinin biran önce
bitirilmesi bölge kalkınması için
büyük önem taşımaktadır.
3. Ancak günümüzde GAP'a ayrılan
kaynaklar bu durumun hiç de böyle olmayacağını
gösteriyor. Çünkü GAP'ın nüfusu ülke
nüfusunun yüzde 10'nu olmasına rağmen,
geçen 10 yılda toplam kamu yatırım
kaynaklarından yıllık
ortalama yüzde 7.3 oranında pay ayrılmıştır.
1999 yılında GAP'a 2000 yılı
fiyatlarıyla yaklaşık 500
milyon dolar tahsis yapılmış.
Bu seyir izlendiği taktirde GAP'ın
bitirilmesi için gerekli olan 18 milyar
dolar ancak 32 yılda harcanabilecek ve
dolayısıyla (2005 yılı
hedefinin ıskalanmasından sonra)
GAP'ın bitirilmesi için hedeflenen
2010 yılı hedefi de tutmayacak,
buna göre GAP ancak 2032 yılında
tamamlanabilecektir.
4. Son olarak şunu belirtmek gerekiyor.
Çağımızda sosyal ve insani
gelişmeyi ve çevreyi hesaba katmayan
bir kalkınma, her tarafı dökülen
bir kalkınma olmaktan kendini
kurtaramaz..
GAP'ın sürdürülebilir yani başta
toprak ve su kaynakları olmak üzere doğal
kaynakları, gelecek kuşakları
da düşünerek kullanmak ve
sosyo-ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek
için;
- İnsanı merkeze koyan, insanı
amaç edinen
- Tabiat ve kültür varlıklarını
barajlara feda etmeyen
- Çevreyi koruyan kollayan (ÇED uygulamasını
zorunlu hale getiren)
- Sağlık ve eğitim sektörlerindeki
sorunların giderilmesini önemseyen,
ona göre yatırım yapan
- Entegrasyonu sağlayan ve daha da önemlisi;
- GAP'tan elde edilen refahı toplumsal
tabana yaymaya çalışan bir
mantaliteye oturtmak lazım.
5. Bütün bunları başarması
için de planlama, uygulama ve kalkınma
sürecine bölge halkının aktif
katılımını sağlamak
gerekiyor. Bu nedenle belki GAP idaresinin
merkezi bölgeye taşınmalı ve
bütün illerde şubeleri kurulmalıdır.
Bölgedeki çiftçiden, işçiden
belediye başkanına kadar (tüccar,
sanayici, üretici) kesimleri uygulamanın
içine katılmalı; planlama ve yönetim
kademelerinde görev almalıdır.
Ayrıca GAP'ın sadece fiziki altyapı
yatırımlarından müteşekkil
olmadığı, önemli olanın
bu yatırımlarla elde edilecek olan
katma değerin toplumsal değişim
ve dönüşüme aktarılması/yolaçması
olduğu da hep göz önünde
bulundurulmalıdır.
Bunlar yapıldığı
taktirde GAP sadece Güneydoğu'nun
makus talihini yenmekle kalmayacak AB
yolundaki Türkiye'nin 21. yüzyıldaki
hedeflerine daha çabuk ulaşmasını
da sağlayacaktır.
Kurdforum'a
eklenişi: 27.11.2000