ÇED
köşesi:
'GAP
VE KÜLTÜR' (1)
Oktay
Ekinci
Cumhuriyet,
14.6.1998
''İnsan
odaklı bir proje olan GAP'ın amaçlarından
birisi de bölgenin kültür mirasının
korunmasıdır. (...) Bu konuda
bilinçlendirme ve duyarlılığın
arttırılması gerekmektedir...''
Bu
sözler, 2-5 Haziran 1998'de Şanlıurfa'da
yapılan ''GAP Bölgesinde Kültür Varlıklarının
Korunması, Yaşatılması
ve Tanıtılması Sempozyumu''
nun amaç maddesini süslüyordu.
Baraj
göllerinde ''boğulmaları''
beklenen tarihsel yerleşmeleri
kurtarabilmek için yıllardır çırpınan
duyarlı çevreler, ''T.C. Başbakanlık
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı''
ndan böylesi bir amaçla ve böylesi bir başlıkla
sempozyum çağrısı aldıklarında,
yüreklerindeki hüzün bir anda umutla
kaplandı.
Çünkü
''sempozyum'' demek, bir konuyu tüm yönleriyle
irdeleyip, sonunda izlenecek yola
ışık tutacak ortak bir görüşe
varmak demekti. GAP idaresi de bölgenin kültür
mirasını ''korumak'' ve hatta ''yaşatmak''
için bu büyük ve masraflı toplantıyı
düzenlediğine göre, demek ki
herkesten önce belki de yine GAP idaresi ''bilinçlenmiş''
, dahası ''duyarlılığını
da arttırmış'' olmalıydı...
Üstelik
aynı sempozyumu ''organize edenler''
arasında Kültür Bakanlığı
ve UNESCO gibi, tarihsel mirasın
korunmasından sorumlu önde gelen
ulusal ve uluslararası kuruluşların
adları da yazılmıştı...
Söylem
ve 'niyet'
Sempozyum
çağrısına işte bu
umutlar içinde coşkuyla yanıt
veren duyarlı katılımcılar,
tartışmalar ilerledikçe neye uğradıklarını
şaşırdılar...
Çünkü
GAP idaresini temsil edenler, sanki
sempozyumun ''amaç'' maddesindeki sözlerin
''tam tersini'' savunmak ve hatta ''dayatmak''
için oradaydılar. Sempozyumun ''gerçek
adı'' da sanki önceden ''GAP için kültür
varlıklarını kurban etmek''
şeklinde belirlenmişti de sonradan
bu ''niyetin'' gizlenmesi için koruma ve yaşatma
söylemi öne çıkartılmıştı...
'Hasankeyf'in
ederi ne?..'
Sempozyumda
işte bu niyetlerin açığa çıkmasıyla
yaşanan gerilim içinde, yine duyarlı
katılımcıları artık
''çileden çıkartan'' açıklamalar
ise özellikle Hasankeyf konusunda Prof. Dr.
Servet Mutlu 'dan gelmişti.
GAP
idaresi adına ''koordinatörlük'' görevini
üstlenen Prof. Mutlu, kendi tarih bilincini
de adı gibi ''servet'' le ölçüyor,
GAP'ın ve Ilısu Barajı 'nın
bilmem kaç milyar dolarlık ''ekonomik
değerinin'' yanında, Hasankeyf'in
ve bu antik kentteki kültür varlıklarının
''kaç para edebileceğini'' soruyordu.
Yine
Prof. Mutlu'ya göre tarihi eserlerin sadece
manevi değerleri olabilirdi, ancak GAP
barajlarının ve Hasankeyf'i
yutacak baraj gölünün ''yaşamsal değeri''
tartışılamazdı. Bu
nedenle Ilısu Barajı'nın yeri
de değişmeyeceği gibi,
Hasankeyf'i kurtarmak adına su kotunu düşürmek
bile söz konusu olamazdı...
Prof.
Mutlu, aklı başında herkesi
''mutsuz'' kılan bu agresif konuşmasını
''Hiç kimse umutlanmasın, proje değişemez''
şeklindeki kesin kararıyla
bitirirken, ''Peki ama bu sempozyumu neden düzenlediniz''
sorusu da sessizce dillerde dolaşıyordu...
'İlkel'
bir kalkınma
GAP
idaresinin bu tavrına, Hasankeyf'i ve
diğer tarihsel değerlerimizi
korumakla görevli Kültür Bakanlığı
bakalım ne diyecek? Ancak UNESCO 'nun böylesi
bir uygarlık karşıtı ''kazanç
hesabına'' onay vermesi herhalde mümkün
değil. Çünkü UNESCO, Türkiye'nin de
imzası bulunan ''1987-1997 / Dünya Kültür
On Yılı'' eylem programının
başına şunu yazmıştı:
''Hiçbir gerçek kalkınma projesi, doğal
ve kültürel mirası gözardı
edemez.'' Yani GAP, Hasankeyfleri yutarak
kalkınmaya hizmet edemez. ''Kültür
yoksunu'' her proje, uygarlığa değil,
sonuçta ilkelliğe ve ''yok oluşa''
hizmet eder...
Prof.
Mutlu, (her nasılsa) BM Çevre Programı'nda
da (UNDP) GAP'ı temsil ediyormuş.
Anlaşılan ne BM'nin kültürle
ilgili belgelerini okuyor ne de UNESCO'nun
hedeflerinden haberi var.
Zaten,
ABD de bu ''insanlıktan yana''
hedefleri yüzünden UNESCO'ya desteğini
kesmedi mi?..
Öyle
görünüyor ki Hasankeyf'i kurtarmak için
''safları daha da sıklaştırmak''
zorundayız. Sempozyumun gerçek sonucu
bu olsa gerek...
Kurdforum'a
eklenişi: 26.2.2001