Enerjİ
sıkıntısının
sorumlusu bulundu!..
Koray
Düzgören
Yeni
Şafak,
24.9.2000
İngiltere'de
petrol fiyatlarına yapılan zam
nedeniyle patlayan kriz devam ediyor. Geçtiğimiz
haftalarda günlük yasamı felç eden
sorun, İşçi Partisi hukumetini de
zor duruma soktu.
Halk,
meseleye anında müdahale edemeyip,
basiretsiz davranan Blair Hükümeti'ni çekilen
sıkıntının sorumlusu
olarak görüyor.
Hükümetin
kamuoyu desteğinin bu geçen surede yüzde
10'dan fazla düştüğü belirlendi.
Hatta İşçi Partisi'nin önümüzdeki
seçimlerde iktidar olmasının bile
tehlikeye girdiği konuşuluyor.
İngilizler, iki haftadır benzin
istasyonlarının önünde saatlerce
beklemelerinin bedelini sanırım
sorumlularına ödetmeyi düsünüyorlar.
Muhafazakarlar
da Blair'e karşı ağır
bir saldırı başlatmış
durumda. Meseleye sadece eleştiri
boyutunda da yaklaşmıyorlar.
İktidara gelirlerse nasıl bir
enerji, nasıl bir petrol fiyat
politikasi izleyeceklerini de açıklıyorlar.
Bu
politikanın halkın kaç kuruş
menfaatine olacağını da
belirtiyorlar. Bu örnek demokrasilerde
muhalefetin nasıl yapıldığının
bir göstergesi. Turkiye'ye gelelim...
Ülke,
cumhuriyetten bu yana en büyük enerji
krizinin eşiğinde, hatta içinde...
Turkiye'nin
toplam elektrik enerjisi uretiminin yüzde
20'sinden fazlasını sağlayan
Keban, Karakaya ve Atatürk Barajları'nın,
yaşanan kuraklık nedeniyle
devreden çıkacağı artık
biliniyor. Yetkililerin
bu durum karşısında önerdikleri
tek sey, elektrik tasarrufu.
Bu
sorunun sorumluluğunu hiç üzerine
almayan ve bu konuda geçmiş iktidarları
eleştiren bir tavır içinde olan hükümet,
Seydişehir Alüminyum ve İskenderun
Demirçelik gibi dev sanayi tesislerini
kapatmaya hazırlanıyor.
Başbakan
ise neredeyse enerji darboğazının
sorumlusunu bulmuş durumda: Başta,
başkent olmak üzere, kent alanlarının
Las Vegas gibi aydınlatılmış
olması. Elektriğin böylece israf
edilmesi!.. Başbakan sorumlu olarak
israfı gösteriyor.
Önerilen,
hatta dayatılan da zorunlu tasarruf...
Yani "Elektrik kullanmayın"
diyorlar.
Oysa
elektrik tasarrufu demek, zaten düşük
olan uretimin iyice duşmesi demek.
İşten cıkarmaların gündeme
gelmesi demek. Günlük hayatın felce uğraması
demek. Kriz demek. Yokluğun, karaborsanın
hortlaması demek.
Yani
Ecevit'in iktidar tarzı demek...
Öte
yandan hükümet, enflasyonu azdırmasın
diye petrol fiyatlarının artışını
da engelliyor.
Ama
bunu nereye kadar frenleyebilecek?
Turkiye'nin,
tedbir alınmazsa enerji darboğazına
gireceği neredeyse 5 yıldır söyleniyor.
Petrol fiyatlarının artısı
da sürpriz değil.
Ecevit
ise kaç yıldır iktidarda...
Bu
ve benzeri önemli sorunlar yerine başörtüsüyle,
Merve Kavakçı'yla, Demirel'in görev süresinin
uzatılmasiyla, memurları MGK'nin
talebi doğrultusunda kolayca işten
atabilmek üzere kanun hükmünde kararname
cıkarmak için uğraştı.
Devletin zirvesinde yapay krizler yaratmak
yerine daha hayati sorunlarla örneğin
enerji sorunu ile ilgilenebilirdi. Şimdi
kalkmış, sorumlu olarak Ankara'nın
meydan aydınlatmalarını görmüş.
Ciddi
mi söylüyor yoksa milletle dalga mı
geçiyor anlamak mümkün değil.
Ankara'daki
dev bürokrasi gökdelenlerinin
ışıl ışıllığını,
büyük holding gökdelenlerinin göz kamaştırıcı
aydınlatmalarını görmezden
gelerek meydan ve cadde aydınlatmalarına
kafayı takmak sanırım hedef
saptırmaktan da öte marazi belirtiler
olsa gerek...
Ecevit'in
karanlığı teşvik eden
tedbirleri bir yana, nerede gerçek
tedbirler?
Bu
işin gerçek sorumluları nerede?
Nerede
kaç yıldır sabah-akşam bu hükümetin
ne kadar başarılı bir ekonomi
politikası yürüttüğünü
yazan-söyleyen kalemler-ağızlar?
Turkiye'yi
21'inci yuzyılın eşiğine,
AB'ye giriş sürecinde bu karanlık
noktaya getirenler sanırım
herhangi bir sorumluluk üstlenmek niyetinde
değil. Herhangi bir diyet ödemeyi de düşünmedikleri
acık... Enerji politikalarından
anladıklari ise, enerji ihalelerinin,
enerji dağıtım ihalelerinin
hangi eş dost şirkete, holdinge,
hangi yabancı kuruluşa dağıtılacağına
ilişkin ince politikalar.
Sorunu
kamuoyunun dikkatinden kaçırabilmek için
de büyük gazetelere bir iki ihale, özelleştirmeden
pay ve devlet kesesinden avantajlar sağlandı
mı sorun halledilir.
Patronlarına
enerji dağıtım ihalesi
verilen gazetelere bir bakın. Enerji
sorunu ile ilgili tek eleştiriye
rastlayabilir misiniz?
Bu
meselenin sorumluları bu yayın
organlarında soruşturulabilir mi?
Özgür ve bağlantısız bir
basının olmadığı
bir ülkede işte böylesine yüzeysel
gerekçeler enerji sorununun nedeni olarak
kamuoyuna yutturulmaya calışılır.
Sırf iş gördükleri iktidarlar iş
başından uzaklaşmasın
diye... Bu örtülemeye, bu saptırmaya
rağmen vatandaş çektiği sıkıntının
da elektrik darboğazının gerçek
nedenini de iyi biliyor. Muhalefetin duyarsızlığına,
bu konulara karşı ilgisizliğine
rağmen... İşte İngiltere'deki
petrol krizi ve sorumlularını
bekleyen sonuçlar.
İşte
Türkiye'deki ağır enerji krizini
sokak ve meydan aydınlatmalarına yükleyen
sorumsuz, sorumlular!..