Hasankeyf,
hemen, şimdi!
Zeynep
Oral
Milliyet,
29.10.2000
Bizim
sayfaya, Kültür / Sanat" sayfasına
taşınmasına çok sevindiğim
Talât Halman, birkaç gün önceki
Zeugma Zebanisi" başlıklı
yazısında, yeni kültür
cinayetleri" yaşanmadan harekete
geçme zorunluluğunu vurguluyor, acilen
Alarm Listesi" hazırlanmasını
istiyordu.
Hemen
belirteyim, böyle bir Alarm listesi"
var. Nicedir birçok sivil toplum kuruluşu,
arkeologlar, sanat tarihçileri, mimarlar
odası tehdit altında olan doğal
SİT alanları, tarihsel yerleşimler
ve kültürel mirasımızı
korumak için bir izleme komisyonu kurdu ve
çalışmalarını sürdürüyor.
(Bakınız: Milliyet Sanat Dergisi,
15 Ekim sayısı.)
En
büyük tehlike ve imdat çanları
nereleri için mi? Derhal özet bir liste:
- Ilısu
Barajı - Hasankeyf (Çok acil... Çok
acil... Çok acil...)
-
Sekiz adet barajın projelendiği,
Tunceli, Munzur Vadisi (1971de Ulusal
Park ilan edilmişti).
-
Yortanlı Barajı - Bergama... Hoşçakal
Asklepios!
-
Hidroelektrik santrallerle katledilen Fırtına
Vadisi... Birinin temelleri atıldı
bile. Doğal SİT alanı olmasına,
aleyhte nice rapor bulunmasına karşın,
durum Danıştayda...
- Çine
Barajı - Eğer yapılırsa,
hoşçakal Karya kentleri, su yolları,
antik köprüler, kaya mezarları...
-
Artvin, Çoruh Vadisi - On bir adet baraj
projelenmiş. Beş bini aşkın
insan yerinden olacak.
-
Evrensel kültür mirası Troyayı
tehdit eden Çanakkale - Selçuk otoyolu. (Kırk
metre genişlikte olacakmış.)
Liste
böyle uzayıp gidiyor. Kimsenin
barajlar, santraller, otoyollar yapılmasın"
dediği yok! Herkesin dediği,
bunlar yapılırken tarih, sanat, kültür
değerleri ve birikimi, insan yaşamları
da göze alınsın! Ama Zeugma örneğinde
olduğu gibi bıçak kemiğe
dayanmadan, son anda değil, daha
projelendirme evresinde dikkate alınsın!
Üstelik altına imza atmış
olduğumuz uluslararası antlaşmalar
da bizi buna zorluyor.
AB
sürecinde
Artık
günümüzde dünyada hiçbir ülke, ben
kendi topraklarımda istediğimi
yaparım diyemiyor. Doğa ve kültür
mirası, insanlığın ortak
malıdır. Sorumluluğu, koruma
hak ve görevi uluslararası topluma
aittir.
Avrupa
Birliği, ... ilerlemenin gerçekten
insanlığın hizmetinde
olabilmesi için, Avrupa ruhuna uygun olarak
maddi olmayan değerlere ve özellikle
çevrenin korunmasına önem verilmesi"...
düşüncesini savunuyor. Savunmakla
kalmayıp, ekonomik büyüme işlemleri
sırasında çevre, doğa ve kültürel
mirasa zarar verenlere hukuki yaptırımlar
koyuyor. Avrupa Çevre Politikası"
çerçevesinde böyle açılmış
nice dava var.
Henüz
üye değiliz ama AB üyelik sürecindeyiz.
Bu gerçekleri yok sayamayız.
Önümde,
çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarında
görev alan avukat Murat Canonun Avrupa
Parlamentosu Başkanlığına,
Avrupa Birliği Konseyine, Avrupa
Komisyonuna sunulmak üzere, Avrupa
Komisyonu Türkiye Temsilciliğine
yazdığı başvuru mektubu
var. Şu yukarıda özetlemeye çalıştıklarımı
ayrıntılarıyla anlatıyor.
Türkiyenin doğal ve kültürel varlıklarını
yok eden, yok edecek olan bayındırlık
projelerine, birlik üyesi ülkelerin katılmaması,
kredi ve kredi onayı vermemesi; verilmiş
kredi onaylarının iptal edilmesini
istiyor.
Yalnız
o mu?!
Şu
sıralar internet ve elektronik posta
gruplarıyla içli dışlıysanız,
bilgisayarınıza ABD, İngiltere,
Almanya, Fransa ve Portekizden Save
Hasankeyf" - Hasankeyfi Kurtarın!"
çağrılarının akın
ettiğini göreceksiniz. Tümünün çağrısı
ve isteği, Murat Canonunkinden farklı
değil.
Şimdi
sıkı durun: 31 Ekimde (iki gün
sonra) dünyanın çeşitli ülkelerinden
sivil toplum kuruluşları İngilterede
bir araya gelip Hasankeyfi kurtarın"
çığlığını dünya
kamuoyuna duyuracak.
Bu
arada belirteyim ki Hasankeyfi, yöredeki
215 antik siti, Asur, Süer, Roma, Bizans,
Abbasi, Artuklu ve Osmanlı eserlerini
sular altında bırakacak, 34 bin kişiyi
yerinden edecek Ilısu Barajının
yapımı için kurulan
konsorsiyumdan, bir süre önce İsveç
ayrıldı.
Hasankeyfi
kurtaracak beş ayrı alternatif
proje üretilmişken bu inat niye?
Gelin
kendi topraklarımızdaki bu kültür
mirasını korumayı başkalarına
bırakmayalım. Biz
üstlenelim:
Hemen.
Şimdi. Çok geç olmadan.
Kurdforum'a
eklenişi: 27.11.2000