Foruma Jîngeha Kurdî

 

GELECEĞİN ALTINI SU

   

Ahmet Alim

Bu yazı, Özgür Politika gazetesinde 2-6 Nisan 2000 tarihlerinde yayınlanan su ile ilgili bir yazı dizisi çerçevesinde yayınlandı.

 

Su (H2 O); kimyasal olarak hidrojen ve oksiijen elementlerinden oluşan ve gaz, katı ve sıvı halde bulunabilen bir maddedir. Yaşamın kaynağı su bitkilerde, hayvanlarda, insanlarda tüm canlı organizmalardaki temel girdidir. Dünya üzerinde bulunan tatlı su miktarı 1.4 milyar km3'tür.

Dünya nüfusunun 6 milyarı aştığını düşünecek olursak, 21. y.y'da su savaşları tahminlerini pek de yabana atmamak gerekmektedir. Zaten günümüz insanı suyun değerini daha iyi açıklayabilmek için ona "Mavi Altın" adını takmıştır. Türkiye'de okullarda çocuklara Türklerin Ortaasya'dan göç etmelerinin nedenlerinden birinin kuraklık olduğu öğretilir.

Gelecekte su savaşlarına meydan olacağı tahmin edilen bölgemizde Kürtlerin yüzlerce yıllık esaretinin altında yatan nedenlerden birinin de yine su olduğunu düşünmek konuyu bizim açımızdan daha da ilginç kılmaktadır.Kürtler kendi geleceklerini ilgilendiren bu önemli konuda mevcut yapıda söz sahibi olmasalar, temsil edilmeseler de sorun Kürdistan ve Kürtleri direk olarak ilgilendirdiği için Kürdistan'ı ayrı irdeleyeceğiz.

Yazının başında verilen su miktarının ancak % 8,5'i kullanılabilmektedir. 20. yy.'ın başından sonuna kadar geçen 100 yıl içinde dünyadaki su tüketimi 10 kat artmıştır. Grafik 1'de 1900 ile 2000 arasında dünya genelinde su tüketiminin hem toplam hem sektörlere göre dağılımı görülmektedir.

Yüzyıl başındaki dünya nüfüsu 1.6 milyar iken 20. yüzyıl sonunda bu rakamın 6 milyara ulaşması, su tüketimini doğal olarak artırmış olsa da bu 10 katlık tüketim artışının bir diğer nedeni de sanayileşmiş  ülkelerde kişi başına düşen su tüketiminin  artmış olmasıdır. Örneğin  gelişmiş ülkelerde şahsi ihtiyaçlar için kullanılan su miktarı yıllık 1.200 m3 iken gelişmekte olan ülkelerde bu rakam ortalama 520 m3' tür. Su tüketiminde en yüksek rakama sahip olan ülke ABD'dir. Günlük kişi başına 700 litre su tüketimi ile bu rakam bir Senegallinin su tüketiminin 24 katıdır.

Tatlı su kullanımı esas olarak  3 alanda olmaktadır. Tarım, endüstri, gıda sektörü ve konutlar 20. yüzyılın başında % 90,5 olan tarımda su kullanımının payı günümüzde % 69'a inmiştir. Ancak halen azgelişmiş ülkelerde tarım sektörünün  ağırlıkta olmasından dolayı bu ülkelerde tarımda  kullanılan su Afganistan, Sudan gibi sıcak ve kurak ülkelerde olduğu gibi % 90'a çıkabilmektedir. Günümüzde endüstri ve enerji sektörü suyun % 23'ünü; gıda ve konutlar da % 8'ini kullanmaktadır.

Şehirleşme olgusu ile beraber doğal olarak su kullanımı artmıştır. 1900 yılında belediyelerin payı % 2.8  iken günümüzde bu rakam % 8'e çıkmıştır. Ancak su şebekelerinin yetersiz ve sağlıksız oluşundan dolayı kullanılır su miktarında kayıplar sözkonusudur. Bu kayıp gelişmiş ülkelerde % 15 iken, gelişmekte olan ülkelerde % 70'i dahi bulmaktadır.

Dünya sağlık teşkilatının (WHO) verilerine göre 3. dünya ülkelerindeki hastalıkların % 80'i  sağlıksız ve yetersiz su kullanımından kaynaklanmaktadır. (malarya, tifo, kolera, dizanteri) Yılda iki milyar insan bu hastalıklardan birisine yakalanmakta ve 5 milyon yetişkin insan bunun sonucu hayatını kaybetmektedir. (WHO 1992 Dünyamız ve Sağlığımız Raporu)

Ayrıca su ile bağlantılı hastalıklardan dolayı 5 yaşın altında 14 milyon çocuk her yıl yaşamını kaybetmektedir. Oysa ki aynı kaynağa  göre kişi başına yıllık  5 franklık bir harcama ile bu suyun neden olduğu hastalıkların önüne geçilebilir ve ölümler önlenebilir. 1995 yılı Dünya Bankası'nın raporuna göre dünya nüfusunun % 22'sinin evinde hala içme suyu mevcut değil. Bir kaç ülke özelinde göz atacak olursak Kamboçya %13, Çad'da % 24, Orta Afrika % 18, Gine Bissu % 23, Madagaskar % 29, Angola  ve Mozambik %32, Küba % 90, Türkiye %92, ABD % 90, Iran'da % 91 evde içme suyu bulunurken Irak'da bu rakam %56, Suriye de %71'dir. Fransa, Isviçre, Finlandiya, Almanya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde evlerin tamamında % 100 içme suyu vardır. Bu oranlar köy ve kentlerdeki dağılıma göre farklılık arz etmekte genel olarak dünya üzerinde şehirlerde suyu bulunmayan konut oranı %18 iken, köylerde suyu bulunmayan ev oranı % 37 ye ulaşmaktadır.

ABD ve Avrupa'daki evlerde içme suyu sorunu olmadığını bildiğimiz için bu ülkeler dışındaki diğerlerinin 80 ve 90 yılı kırsal bölge verilerini bir grafik ile şöyle anlatılabilir.

Nüfus artışı, sulama, sanayileşme, şehirleşme gibi faktörler yüzünden 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının su yokluğu ya da azlığı sorunu ile karşılaşacağı tahmin edilmektedir. Sağlıklı bir yaşam için bir insanın günlük minimum su harcamasının 100 litre  olması gerekmektedir. 1 m3 ise 1000 litredir. Dolayısıyla minimumda bir insanın yıllık su ihtiyacı 36.5 m3'tür. Yani 36.500 litredir.

Her ülkenin belli miktarlarda tatlı su rezervleri vardır. Bu rezervler yeraltı suları, ırmak ve göllerden oluşur. Kaynakların aşırı kullanımı ve buharlaşmanın neden olduğu kayıplar yağışların az olduğu ülkelerdeki tüketilen su yenilenmemekte ve bu tip kaynağa sahip ülkeler giderek su rezervlerini tüketmektedir. Inceleyeceğimiz bölge olan Ortadoğu bölgesinde su yönünden en kurak yerlerin başında Ürdün gelmektedir. Bu havzadaki ülkeler Israil, Filistin Özerk Yönetimi, Lübnan ve Suriye  (kısmen) önemli oranda yeraltı sularına yönelmişlerdir. Bu da, bu ülkelerin kısa sürede rezervlerini tüketmeleri anlamını taşır. Çünkü yeraltı suları yer üstü suları gibi kısa sürede yinelenmemektedir. Dolayısıyla yinelenebilir su kavramı ile ülkede tüketildikten sonra yağışlarla telafi edilin su anlaşılmalıdır.

Dünyadaki kullanılabilir su miktarının dünya nüfusuna bölünmesi ile elde edilen kişi başına kullanılabilir su miktarı 2.600 m3'tür. Yıllık kişi başına 500 m3'den az yenilenebilir su kaynağına sahip olan ülkeye tam su yokluğu çeken ülke diyeceğiz. Bu rakam 500 ve 1000 m3 arasında ise yokluk sınırındaki ülke tanımı kullanacağız. 1000 ile 1700 m3 arasında ise stres altındaki ülke diyecek ve 1700 m3 ün üzerindeki ülkeleri ise su yönünden zengin ülkeler diye tanımlayacağız 1990 yılı itibarı ile dünyada  30 ülke kritik yokluk  ya da tam yokluk düzeyinde bulunmaktadır. Ortadoğu bölgesinin 8 devleti tam yokluk düzeyindedir. Su yokluğunun 2000'li yılların ortalarına doğru derinleşeceği, Afrika ve Arap yarımadasını tamamen sarsacağı bu bölge devletlerini tam su yokluğu çeken devletler durumuna sokacağı iddia edilmektedir. 1700 m3'ün üstünde kullanılabilir su miktarına sahip olup şimdilik hiç bir problemi bulunmayan su zengini ülkelerin nasıl giderek stres altındaki ülkelere dönüşeceği bilimsel verilerle açıklanmıştır. Iran, Suriye, Afganistan ve Lübnan bu duruma düşecek ülkeler arasında yer almaktadır.

Dünya üzerinde deniz suyunu tatlı suya dönüştüren 7500 ünite vardır. Bunların 5000 adedi Ortadoğu'da bulunmaktadır. Ki buda konunun Ortadoğu için taşıdığı önemi açıklar. Bu 7500 üniteden 5 milyar m3 deniz suyu tatlı suya dönüşütürülmektedir. bu rakam dünya tüketiminin binde birine tekabül eder. Metrüküpü 1 ila 2 dolara mal olan bu üretim normal kaynaklardan elde edilen üretimden 4 ila 8 kat daha pahalıya mal olmaktadır.

Yenilebilir su potansiyeli açısından en yüksek potansiyele sahip ülkeler Rusya, Çin, Brezilya, Endonezya, Kanada, Demokratik Kongo ve Kürdistan'dır.

 

Ortadoğu ve su potansiyeli

Ortadoğu'da su stratejileri

GAP ile gelen büyüme

GAP ve bölgedeki etkileri

Dünya Bankası'nın şartı

Şattül-Arap Sorunu

Barış boru hatları

Sonuç 

 

 

 

İlk sayfaya dön

 

Editor:
Osman Aytar

Kurdforum:
E-mail

 


Ev rûpel, herî baş bi
Microsoft Explorer 5.0
û yên piştî wê ve dikare bê dîtin.


Destpêkirin:
16.10.2000