Foruma Jîngeha Kurdî

 

GAP ve bölgedeki etkileri

 

Suriye:

6 milyon hektarlık tarım alanının 1.3 milyonunda sulu tarım yapılmaktadır. Bunun 672.000 hektarlık kısmını Fırat suları ile sulamaktadır.  Yıllardır tarımsal üretim artışı konusunu ciddiyetle ele alan Suriye esas olarak tarımını kendine yeterli hale getirebilmiştir. Suriye'nin belli başlı tarım ürünlerinde 1991-96 arasında gerçekleşen artışlar Fırat sularının önemini ortaya koyar.

 

1991

1996

Buğday
Arpa
Pamuk
Zeytin

2.1
0.9
0.4
0.3

4.1
1.6
0.7
0.6

(birim; milyon ton)
Kaynak; Conjoncture: 2000

GAP tamamlandığında projeden önce 30 milyon m3 olarak Suriye'ye inen sular 16 milyar m3'e düşecektir. Yıllık % 3.5 nüfüs artışına sahip olan Suriye aslında GAP olmasa da çok ciddi bir su sıkıntısı çekmekte, bu proje ile de sorunu iyice katmerlenmektedir.  Atatürk Barajı'nın doldurulması sırasında Fırat suları tamamen kesilmiş, 3 yıl sonra yine baraj "tamamen dolmadı" denilerek '93 yılı Kurban Bayramı sırasında su miktarı Suriye'de 500 m3'den 170 m3'e düşürülmüştür. Sonuçta doğan gerginlikte Türkiye "bayram nedeniyle tarımsal faaliyetin olmadığını" söyleyerek kendini savunurken, Araplar bunu ırkçılık olarak nitelemişlerdir. Bu dönemlerde Halep ve Şam şehrinde elektrikler tamamen kesilerek, bölge karanlığa gömülmüştür.

1989 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal Suriye'yi Kürt sorunundan dolayı Fırat sularını tamamen kesmekle tehdit etmiştir. Atatürk Barajı'na su tutulmasının ardından 1991'de Türkiye Ortadoğu'da bir su zirvesi önererek Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan 22 ülkeyi davet etmiştir. Ancak peşpeşe gelen olaylar; Sovyetler Birliği'nin dağılması, Körfez Savaşı ve projenin mimarı Özal'ın ölümüyle ABD, Israil, Japonya ve Sovyetler'inde çağrıldığı bu su zirvesi asla gerçekleşememiştir.

Iran-Irak savaşı sırasında Suriye Iran'la anlaşmış, Körfez Savaşı'nda ise Türkiye ve Suriye Batı ülkelerinin yanında saf tutmuşlardır. Saddam'ın Körfez Savaşı'nda yenildiğini anlayınca Kuveyt'teki petrol kuyuları ve deniz suyunu arıtma tesislerini yakması üzerine Batılı güçlerde Bağdat'taki antik çağlardan kalma bir su şebekesini bombalarla yoketmişlerdir. Tabii ki, bu savaşın bizim açımızdan diğer önemli bir boyutu da Batılıların Türkiye'ye Irak'ın Dicle sularını tamamen kesmesi için baskı yapmış olmalarıdır. Ancak Türkiye Kürdistan'daki savaş faktörü yüzünden buna cesaret edememiştir. Yine bu dönemde Irak Türkiye'ye karşı Kürt gerillalarının faaliyetlerine karışmaz iken kendi Kürdünü kimyasal silahlarla yok etme taktiği gütmüştür. Israil ise, bu dönemde "yangına körükle giderek" Kürtlere istedikleri silahı satmıştır. Bu savaşın sonunda Türkiye'ye akın eden Güneyli Kürtler ile Türkiye'nin başı daha fazla ağrımaya başlamıştır.

Bu Körfez Savaşı öncesi 1990 yılında Irak  ve Suriye arasında Fırat sularının % 48'nin Suriye; % 52'sinin Irak tarafınca kullanılmasına ilişkin bir anlaşma yapılmıştır. "Biz onlara su veriyoruz, onlar paylaşmasını bilmiyor" diyen Kamuran Inan'a inat. 1993 yılında Suriye ile yapılan görüşmeler yine sonuçlanmadan bitmiş, 1994'de Umman'da yapılan Su Zirvesi'ne 40'a yakın ülke katılmasına rağmen Israil, Suriye ve Lübnan'ın katılmaması yüzünden yine sonuç alınamamıştır.

1994-96 arası bir dizi karşılıklı tehdit ve ültimatom yazışmaları ile geçmiş; Irak ve Suriye, Türkiye'nin suları kestiğini, azalttığını, kirlettiğini söylerken, Türkiye ise çok kısa süreli üç kere suları azalttığını ancak kirletme konusunun bir yalandan  ibaret olduğunu iddia etmiştir.

1998 yılında ise, Türkiye-Suriye ilişkileri savaş sınırından dönmüştür. Bu dönemin Türk gazeteleri Şam'a karşı savaş naraları atarken Cumhurbaşkanı Demirel "mesajımız sadece Suriye'ye değil tüm dünyayadır. Bu durum daha fazla süremez"; Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ise, "bu durum açıklanmamış bir savaş halidir" diyerek Kürt sorunundan kaynaklanan kendi açmazlarını Suriye'yi su ile bağlayarak gidermeye çalışmışlardır. Bu dönem AB'nin Türkiye ile ilişkileri askıya aldığı ve PKK'nin Batı Avrupa ile kısmen olumlu ilişkiler kurduğu bir döneme tekabül etmektedir. Bilindiği gibi süreç PKK Genel Başkanı Abdullah Öcalan'ın 9 Ekim 1998'de Suriye'den çıkması ile sonuçlanmıştır.

Irak:

1.7 milyon hektarlık toprağını Fırat'ın bereketli suları ile sulayan Irak, Fırat sularındaki her 1 milyar m3 azalma ile 65.000 hektarlık arazisini sulayamamak durumu ile karşılaşmaktadır. Fırat havzasının Irak kısmında 7 önemli şehir, 4 bin köy ve 5.5 milyon insan yaşamakta olup, bu da Irak nüfusunun dörtte biri demektir. Halihazırda Fırat suları Irak elektrik enerjisinin % 40'ını üretmektedir. Fırat sularının tutulması ile Irak'ın Alkadisyo Barajı tamamen duracak, diğer 3 hidroelektrik santrali  büyük bir tehditle karşı karşıya kalacak,  inşaatı sürmekte olan bir barajı ise asla üretime açılamayacaktır. GAP tamamlandığında Irak'a inecek su miktarı ise 5 milyar m3'e düşecektir.

Ayrıca nehir Türkiye ve Suriye'den geçerken kimyevi atıklarla ve tarımsal zararlılarla mücadelede kullanılan zehirli maddelerle kirletildiği için Irak'a kalan  su tarlalarda verim düşüklüklerine yol açarak Irak'ın uzun vadede dışa bağımlılığını artıracak bir faktör olarak ele alınmaktadır.

Suriye ve Irak tüm tehdit ve protestolarına rağmen GAP'ın hiç bir aşamasına engel olabilecek güçte değildirler. Bu suların kullanımına ilişkin Bağdat ve Şam arasında hiçbir diplomatik ilişki yoktur. Iki ülke arasındaki tek ticari ilişki geçen yıl açılan  gümrük kapısıdır. Bu iki ülkenin tüm tehdit ve protestolarını zayıflatan bir faktördür.  Diğer yandan Irak-Iran savaşında Irak'ın Türkiye'ye pek çok konuda bağımlı olması (silah -nakliye, gıda vb.) bu ülkenin Türkiye'ye karşı ciddi politikalar geliştirmesini engellemis, Körfez Savaşı ile de diplomatik yalnızlığa gömülmüştür. Irak bölgede ABD'nin dize getirdiği bir ülke olarak Türkiye'ye hiç bir biçimde baskı kuramamaktadır.  

 

 

 

Yazının başına dön

 

Editor:
Osman Aytar

Kurdforum:
E-mail

 


Ev rûpel, herî baş bi
Microsoft Explorer 5.0
û yên piştî wê ve dikare bê dîtin.


Destpêkirin:
16.10.2000