Dünya
Bankası'nın şartı
Ilk
çağlardan bugüne
tarım ve hayvancılığın
gelişip yaygınlaştığı
bölgemizde Fırat ve Dicle nedeniyle alüvyonlu
toprağın yüksek verimlilik gücü
ile önemli miktarda artık ürün oluşmakta
ve bu artık ürün fazlalığı
uygarlık tarihinin gelişmesinde önemli
bir rol oynamaktadır. Bölgemizde
ortaya çıkan bu artık ürün iş
bölümünde uzmanlaşmaya, entellektüel yaşamın doğuşuna,
yazı, el sanatları vs. gelişmelere
ve üretimde
yeni buluşlara yol açarak
Mezopotamya'yı uygarlık
tarihinin beşiği haline getirmiştir.
DünyaBankası,
Türkiye GAP'ı uygulamaya koyduğu
dönemde bölgede yapılacak arkeolojik
çalışmaları kredilerin
verilmesinde önkoşul olarak getirmiştir.
Ardından bölgede uluslararası bir
çok kazı grubu arkeolojik çalışmalarda
bulunmuştur. M.Ö 10.000 yıllarında
insanlığın ilk yerleşim
yerlerinin bölgemizde bulunması
arkeoloji tarihinde bomba etkisi yapmıştır.
Nevala Çori, Çayönü (Diyarbakır),
Kermezdere, Nemrik, Müreybe, Jarmo, Abuhüreyra,
Ganjdare, Güran gibi pek çok yerleşim
biriminde insanlık tarihinin en eski
kalıntılarına ulaşılmıştır.
Insanlık
tarihinin en eski evleri, en eski şehirleri,
en eski
kumaş kalıntıları
(MÖ.7000 Ergani); en eski seramik fırını
(M.Ö 4000 Halaf-Yarımtepe sitesi); ilk
sulama kanalları (Samara); ilk evcilleştirilen
keçiye ait bulgular (M.Ö 8000 Müreybe)
Kürdistan'da bulunmuştur.
Ancak uzun yıllar sürmesi ile
tamamlanabilecek olan arkeolojik kazılarınalelacele
yapılması pek çok tarihi kanıtın
da kaybolmasına neden olmaktadır.
Uzun ve sabırlı uğraşılarla
gün ışığına çıkarılabilecek
pek çok belge, insanlığın
tarih hazineleri GAP suları ile
birlikte yok olmaya terk edilmektedir.
Insanlığın
geçmişine dair izlerin bulunduğu
bölge, bir de Türkiye'nin güncel
politikalarıyla tarihsizleştirilmek
istenmektedir. Devlet Kürt olmayan kişileri
bölgeye yerleştirerek Kürt halkının
ezici nüfus yoğunluğuğu
seyreltmeyi ve asimilasyonla eritmeyi
hesaplamaktadır.
Devlet
Türkiye'nin 1.; dünyanın 5. büyük
barajına Atatürk adını
vererek sular altında kalan Kürt köyleri,
tarihi ve halkıyla bir kez daha hesaplaşmaya
ve gücünü göstermeye çalışmaktadır.
Atatürk Barajı'nın suları
altında 600 ila 700 köy (40.000 insan
demektir) kaybolmuş ve yok pahasına
topraklarına el konulan köylülerin çığlığını
kimse duymamış ve bu insanlar
Urfa'da büyük gecekondu semtleri oluşturarak
yoksulluğa terkedilmişlerdir.
Atalarının isyanlar nedeniyle sürüldükleri
bu topraklardan bir de
kendi öz su kaynakları yüzünden
sürülmeleri tarihin Kürtlere garip bir
cilvesi olsa gerek.