Barış
boru hatları
Su
sorununun 21.yy.'ın sorunu olacağını
gören Turgut Özal, "Barış
Boru Hatları" adı altında
bir proje geliştirdi. Bu projenin
hedefi Kürdistan sularının Yakındoğu
ve Körfez ülkelerine boru hatları ile
taşınması idi. Türkiye, petrol ülkelerini kendine su
kanalları ile bağımlı
hale getirerek petrol açığını
kapatmayı hedefliyordu.
Bu
projenin 2. ayağı Ceyhan ve
Seyhan'ın iki boru hattı ile yine
Ortadoğu'ya taşınmasıdır.
Bu projenin ABD'li bir şirketçe, 15 yılda
tamamlanabilir ve 1998 rakamlarıyla 20
milyar dolara mal edileceği
belirtiliyor. 1. Hat ile 2650 km/günde 3.5
milyon m3 içilebilir suyu Suriye, Ürdün,
Filistin ve Israil'e taşımak
hesaplanıyor. 2. Hatta ise 2900 km/günde
2.5 milyon m3 su Irak, Kuveyt, Suriye,
Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Birleşik
Arap Emirlikleri ve Umman'a taşınmak
isteniyor. Bu projeye göre yılda 2.2
milyar m3 su, m3'ü 1 dolardan satılmak
isteniyor. Ancak projenin maliyeti 20 milyar
dolar olduğu için, kendini ancak 9 yılda
ödeyebilmektedir.
Türkiye'nin
enerji ihtiyacının %50'si ithal
edilmektedir. Elektrik enerjisinin ise %
25'i Arap ülkelerinden gelen petrole bağlıdır.
Bu nedenle Ankara su politikalarıyla
ekonomik ve askeri potansiyelini de
kullanarak bölgesel bir güç olmaya çalışmaktadır.
Ancak Arap ülkeleri Türkiye-Israil
askeri-ekonomik işbirliği
nedeniyle suyu Türkiye yerine Iran'dan
almayı tercih etmişlerdir. Katar,
Tahran ile yaptığı anlaşma
ile Karun nehrinin sularını
Katar'a taşıyacak bir anlaşma
imzalamıştır. Karun nehrinin
suları yine Kürdistan'ın Zagros
dağlarından çıkmaktadır.
Barış Boru Hatları'nın
uygulanamamasından sonra Türkiye
Manavgat suyu projesini devreye koymuştur.
Bu proje 1989 yılında Israilli bir
su araştırma komisyonunun Türkiye'yi
ziyaret etmesi ile ilk defa kamoyu önünde
açıklanmıştır. Manavgat
suyunun içilebilir temizlikte ve yüksek
debide olması nedeni ile Israil su
şirketi Tahal'ın yaptığı
çalışmalar tatmin edici görülerek
Israil bu suya talip olmuştur. Türkiye
bu projeyi dünyanın en büyük sulama
sistemi ve baraj yapımcısı
kurumu olan Devlet Su Işleri (DSI)
ile yapmayı tercih etmiştir.
Bu suyun 90 milyon m3'ü içme suyu
diğer 90 milyon m3'ü de kullanma suyu
olarak üretilmeye başlanmıştır.
Ancak Israil yıllık 250 ila 400
milyon m3 su talebinde ısrar etmekte ve
anlaşmaya yanaşmamaktadır.
Ortadoğu
bölgesi ve Körfez ülkelerinin su ihtiyacı
göz önüne alındığında
optimal düzeyde 800 milyon ile 1 milyar m3
arasında olması gereken tesisin
DSI tarafından yanlış hesapla
180 milyon m3 olarak inşa edilmesi bir
fiyasko ile sonuçlanmış ve Türkiye
bu tesisten ancak Kıbrıs'a su
yollayabilir duruma düşmüştür.
Ayrıca Türkiye'nin suyun m3'ne 1
dolar talep etmesi yüzünden iki ülke arasında
anlaşma imzalanamamıştır.