Foruma Jîngeha Kurdî

 

4. Doğal ve insani yaşama olası etkiler

 

Fırat ve Dicle havzalarında oluşacak suni göller ve havzalararası su aktarımıyla geniş alanda gerçekleştirilecek sulama, bir yandan nemli iklim koşullarına geçişe yolaçarken, öte yandan da toprak ve su rejimlerinde önemli değişikliklere neden olacaktır. Drenaj suyunun birikmesi, toprakta tuzlanma, sulardan kaynaklanan hastalıklar, toprak erezyonu, toprak ve tarım ilaçlarının yol açtığı hastalıklar ve benzeri daha bir çok sorun kendini önemli ölçülerde gösterecek. Bütün bunlar, insanlarımız başta olmak üzere bitki ve hayvan türlerini kalıcı biçimde etkileyecek.

Diğer yandan, sulama ve enerji yatırımları dışında yapılacak yatırımlar da önlem alınmadığı takdirde yeni bazı sorunlar getirecekler. Madencilik, sanayileşme ve enerji üretimine ilişkin hava ve su kirliliği, sanayi artıkları, katı artıklar ve kent kanalizasyon suları başta olmak üzere benzeri diğer alt yapı sorunları, çarpık kentleşmenin doğal çevre üzerindeki genel etkileri gibi sorunlar da, ayrıca ele alınması gereken önemli çevresel sorunlardır.(30)

TBMM tarafından hazırlanıp 1991‘de açıklanan Çevre Raporu‘nda da GAP‘ın yaratacağı sorunlar yer almaktadır. Raporun yayınlanmayan bölümünde yer alan sorunlar konunun önemini açıkça ortaya koymaktadır. Resmen açıklanmasa da aşağıdaki bölümün içeriği, onun neden yayınlanmadığını da gözler önüne seriyor gibi. Yayınlanmayan bölümde GAP‘ın yaratacağı sorunlar şöyle sıralanmaktadır:

“Türkiye, tarihinde gerçekleştirmekte olduğu en büyük kapsamlı teknolojik uygulama olan GAP, bölgedeki üretiim önemli ölçüde arttıracağı için, projenin gerçekleşmesiyle birlikte çevresel bozulmaların da başlayacağına daha bugünden işaret etmek gerekir. GAP‘ın tamamlanmasıyla birlikte yörede tarıma dayalı endüstrinin gelişeceği bilinmeli ve bu endüstrilerin getireceği çevre sorunlarının önlenmelerine yönelik planlamalar bugün yapılmalıdır.

Doğabilecek Problemler

1. Proje itibariyle çevresel problemler: sanayi artıkları; kent kanalizasyon suları; katı atıklar; madencilik, sanayileşme ve termik enerji üretimine bağlı hava ve su kirliliği; baraj göllerinde sedimantasyon; baraj gölleri çevresinde toprak kayması; balık türleri yaşam ortamının değişmesi ve balık göçlerine etkisi; nehir yataklarının alçalması ve nehir-sahil erozyonu; tarım ve kentleşme arasında toprak kullanımı çatışması.

2. Toplu yaklaşım gerektiren çevre sorunları: toprak erozyonu; yetersiz drenaj sonucu su birikmesi ve tuzlenma, rüzgar erozyonu; yakacak odun temini, ekili araziyi otlağa dönüştürmek için yapılacak kesimler sonucu orman varlığının azalması; aşırı otlatma nedeniyle otlakların fakirleşmesi; gübre ve tarım ilacı kullanımının artması sonucu su kirliliği; bitki örtüsü ve hayvan türlerinde ekolojik değişikler; iklim değişmeleri; sudan kaynaklanan hastalıkları.“(31)

Bir düşünelim, yaptırdığı bir araştırmanın sonuçlarını yayınlamaktan çekinen bir devlet anlayışı, nasıl bu sonuçlara konu olan sorunları çözmeye çalışacak?

GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından hazırlanan bir araştırmaya göre de GAP‘a koşut olarak gelişecek sanayi ile birlikete yöredeki çevre sorunları on yılda iki kat artacak. Aynı araştırmada, toprak ve su düzenindeki değişikliklerin hayvan türleri ve bitki örtüsünü etkileyeceği, sudan kaynaklanan sorunların artacağı belirtilmektedir. Raporda dile getirilen belli başlı çevre sorunlarını Urfa Tüneli‘nin açılışının yapıldığı bir dönemde özetleyen Cumhuriyet gazetesinden aynen aktarıyorum:

“-Hatalı sulama: tuzlanma ve tarım alanlarının kaybına yol açacak. Sulama ve baraj göletlerinin etkisiyle iklimdeki değişmeler çevreyi etkileyecek. Sudan kaynaklanan hastalıklar artacak ve su kalitesi bozulacak.
- Birim alanda hızla artan nüfus ve konut sayısı, ısınma kaynaklı hava kirliliğinin, artan taşıt sayısı ise trafik kökenli hava kirliliğine yol açacak.
- Dengesiz gübreleme, ağır metaller, hava kirliliği, kirli sular, tarım ilaçları, maden işletmeciliği, endüstriyel yerleşim ve diğer kirletici etmenler, toprak kirliliğine neden olacak. Proje alanına giren çoğu yerde katı atık biriktirmede kullanılan kaplar, katı atık toplama ve boşaltım araçları yetersiz ve sağlıksız. Katı atık boşaltma yerleri gereksinimi karşılamıyor. Buralardaki katı atık toplama ve bertaraf etme işlemleri Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği‘ne uygun hale getirilmelidir.
- Güneydoğu Bölgesi, floristik açıdan en az araştırılmış bölgelerden biri olmasına karşılık bitki türleri yönünden oldukça zengindir. GAP‘ın tamamlanmasıyla ekosistemde meydana gelecek değişikliklerden dolayı bugün bu alanlarda yaşamakta olan pek çok tehdit altında olan bitki türleri yok alabilir.“(32)

 

4.1 İnsan sağlığına yönelik tehlikeler

Yaklaşık 75 bin hektar büyüklüğünde suni göllerin oluşması ve geniş bir alanda yapılacak sulama, sulardan kaynaklanan ve sulama aracılığıyla da rahatlıkla geniş alana yayılabilecek bazı hastalıklar için uygun bir ortam oluşturur. Paraziter, humma, sıtma ve bazı ciğer hastalıklarına uygun bir ortam yaratan sulama sistemlerinin diğer yan sulama şebekelerinin geliştirilmesi ile, sümüklü böcek şistosom paraziti de geniş bir alana yayılmakta ve dolayısıyla insanların şistosomiya denilen hastalığa yakalanmalarına yol açmaktadır. Bunun dünyada pekçok örneği vardır.(33) Ayrıca yörede genel olarak tropikal hastalıklar da artacaktır. Türkiye Parazitoloji Derneği‘nce hazırlanan “GAP ve Parazit Hastalıkları“ konulu raporda GAP‘ın devreye girmesiyle paraziter hastalıkların artacağı ifade ediliyor.(34)

 

4.2 Bitki ve hayvan türlerine yönelik tehlikeler

GAP yöresinin, birçok bitki ve hayvan türünün bir nevi gen merkezi oluşunda, yörenin insanlığın yaklaşık 11 bin yıl önce yerleşik yaşama geçtiği başlıca yörelerden biri olmasının da önemli etkisi vardır. Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden M.Nihat şişli konuya ilişkin şunları yazmaktadır:

“İnsanoğlunun 11 bin yıl önce Fırat ve Dicle havzasını yerleşim alanı olrak seçmesinde iklimin uygunluğu ve besin teşkil edecek bitki ve hayvanların doğal olarak yörede bulunmaı önemli rol oynamıştır. Kültürü yapılan türler ilk kez bu bölgede türemiştir. Bir başka deyimle bölge bi türlerin gen merkezidir. Islah çalışmalarında verimli, dayanıklı, çevre koşullarına en uygun çeşitlerin elde edilmesinde bi türlerde bulunan genlere ihtiyaç vardır. Çünkü bu tür ve çeşitler, onbinlerce yıllık bir evrimin sonucunda ortaya çıkmıştır. Çeşitli buğdaygil, baklagil ve hayvan türleri bu arada sayılabilir.“(35)

GAP yöresi, bilinen veya tahmin edilenin aksine bazı bitki türleri acısından zengindir. Türkiye‘de yetişen bitkilerin yaklaşık yüzde 30-35‘i “Güneydoğu Anadolu Bölgesi“ olarak adlandırılan Kürdistan'ın bir yörsinde yetişmektedir.

Ayrıca Türkiye-Kürdistan‘daki Anthemis (papatya) türlerinin yüzde 46‘sı, Helychrysum‘un yüzde 37.5‘i, Rosa türlerinin yüzde 56.4‘ü, Astragalus‘un (geven) yüzde 38‘i bölgede yetişmektedir. Yörede soğanlı bitki ve orkideler gibi bazı nadir bitkiler yetişmektedir.(36)

Yörede bulunan bazı hayvan türleri de, dünya bilim dünyası için yenidir. Bir araştırmaya göre, çekirgelerden (Orthoptera) Gampsocleis acutipennis Sp. n. (Elazığ: Palu), Phytodrymadusa expugnata Sp. n. (Erzurum, Elazığ, Maraş) ve Phytodrymadusa haccarica Sp. n. (Hakkari: Beytüşşebap) düyna için yeni türlerdir ve yaşama alanlarının değişmesi halinde bu türler yok olabilir.(37)

Yine çok sayıda kuş türü yörede kuluçkaya yatar, sonra burayı terkeder. Bu gibi kuş türlerinden bir kesiminin yaşama alanlarının daralması, yoğun avlanma faaliyetleri ve kimyasal gübre ve ilaç kullanımı nedeniyle yok olmayla yüzyüzedir. Aşağıdaki tablo 1 bu durumda olan bazı türlerin durumunu göstermektedir:

 

Tablo 1. GAP bölgesinde tehlike altındaki bazı kuş türleri

Türkçe adı

Bilimsel adı

Son durumu

Kelaynak
Alacabaykuş
Büyük toy
Yılan kartalı
Ur keklik
Kaşıkçıl
Hüthüt (çavuş)
Yeşil ağaçkakan
Gezginci doğan

Geronti eremita
Strix aluco
Otis tarda
Circaetus gallicus
Tetraogallus caspius
Platelea leucorodia
Upo epops
Picus viridis

Falco peregrinus

İzole populasyon halinde
İvedi korunması gerekir
İvedi korunması gerekir
İvedi korunması gerekir
İvedi korunması gerekir
Büyük tehlike karşısında
Büyük tehlike karşısında
Büyük tehlike karşısında
Büyük tehlike karşısında

 

Kaynak:Prof. Dr. Nihat Şişli, GAP ve ekolojik gerçekler, Bilim ve Teknik, Mayıs 1990:52

 

 

Yöredeki memeli hayvanların bir kesimi, kürk ve eti için avlanma, yaşama alanlarının yokolması nedeniyle yok olurken bir kesimi de ancak koruma alanlarında varlığını koruyabilmektedir. Aşağıdaki tablo 2 bunlardan bazılarını göstermektedir:

 

Tablo 2. GAP bölgesinde tehlike altındaki bazı yabani hayvan türleri

Türkçe adı

Bilimsel adı

Son durumu

Ceylan
Karaca
Sırtlan
Yaban keçisi

Gazella subgutturosa
Capreolus capreolus
Hyaena hyaena
Capra aegagrus aegagrus

Üretim alanı kurulmuştur
Sayıca çok azalmıştır
Sayıca çok azalmıştır
Sayıca çok azalmıştır

 

Kaynak: Prof. Dr. Nihat Şişli, GAP ve ekolojik gerçekler, Bilim ve Teknik, Mayıs 1990:52

 

Her canlı türünün ekolojik döngüde bir görevi olduğundan, bunlardan bazılarının iklim koşullarının değişmesi sonucu ortadan kalkması, ister istemez ekolojik dengeyi etkileyecektir. Keban Barajı öncesinde gerekli çalışmalar yapılmadığı için, yani tür tespiti ve arşivlenmesi yapılmadığı veya türünün korunması için ihtiyaç duyulan çabalar sarfedilmediği için, pekçok yabanı bitki türünün baraj suları altında kaldıkları bilinmektedir.

Hiç kuşkusuz yatırımlardan önce sağlıklı bir ÇED yapılsa bile, yine de bazı bitkilerin ve hayvan türlerinin değişen iklim koşullarına karşı yok olmayla yüzyüze gelebilecekleri açıktır. Yani en sağlıklı proje ön çalışmalarının yapıldığı durumlarda bile bazı ekolojik dengeler değişecek, yeni koşullara uyum gösteren bitki ve hayvan türleri kalabilecek, uyum gösteremeyenler yok olacaklardır. Fakat soruna sorumlu yaklaşıldığında, yok olması kaçınılmaz olan bitki ve hayvan türleri konusunda tür tespiti ve arşivlemesi veya türün başka ortamlarda varlığını sürdürmesi için gereken önlemler alınabilir. GAP yöresinde diğer konularda olduğu gibi bitki ve hayvan türlerinin geleceği konusunda da sorumsuzca davranılıyor.

 

4.3 Toprak ve su kalitesine yönelik tehlikeler

Öte yandan sulamayla tarımsal üretim alanında daha çok gübre ve tarım ilaçlarının kullanılması, hem insan, hem ürün, hem de genel olarak toprak ve su üzerinde derin etkilerde bulunabilecek. Gübre ve tarım ilaçlarındaki bazı standartlara uyulmadığı ve bu alanda yeterince bilgilendirme yapılmadığı taktirde —ki bunlara uyulmayacağı açıktır. En iyimser bir yaklaşımla Çukurova örneği bile bu alanda şimdiden bazı tahminleri güçlendiriyor— insan yaşamını doğrudan tehdit edecektir. Gübre ve tarım ilaçlarının yağmur sularıyla yeraltı ve yüzeysel sulara taşınması, hem su kalitesinde bozulmalara, hem de bu suyu kullananlar açısından önemli tehlikelere yol açacaktır. Her ne kadar tarımsal ilaçların toprak yüzeyinden toprakaltı ortama taşınımını engelleyen ya da geciktiren, kimyasal çökelme, kimyasal ayrışma, biyolojik ayrışma, biyolojik tüketim, buharlaşma, absorbsiyon ve benzeri mekanizmalar varsa da, bu mekanizmaların su kalitesindeki bozulmaları tümüyle engelleyemedikleri bilinmektedir. Türkiye‘den F.Alman-ya‘ya gönderilen peynirlerde tarımsal ilaç, ABD‘ye gönderilen kırmızı biberlerde DDT‘nin bulunması, bu alanda GAP‘la birlikte önemli sorunların çıkacağını göstermektedir.(38) Çukurova‘da anne sütünde bile tarımsal ilaca rastlanması, GAP‘la gelebilecek benzeri ve daha ağır durumların habercisidir.

Sulamayla gelebilecek tehlikelerden birisi de toprak verimliliği ile doğrudan doğruya bağlantılı olan toprakta tuzlanma olayıdır. Çukurova‘da sulanan arazilerde önlem alınmadığı için toprakta tuzlanma ve tarımsal üretimde verimsizlik belirtilerinin ortaya çıkması, Aşağı Seyhan ovasında taban suyunun yükselmesi, GAP‘la topraklarımızın uzun vadede çoraklaşma tehlikesiyle de karşıkarşıya olduğunun göstergesidirler.

Konuya ilişkin bir araştırmaya göre, Mısır‘da  Assuan Barajı ve Güney Kaliforniya‘da yaşanan toprakta tuzlanma felaketi, GAP yöresinde de yaşanabilecek. Konunun uzmanları, bir zamanlar Fırat ve Dicle nehirlerinden sulanan Mezopotamya‘daki eski tarım alanlarının Babiller döneminde çok verimli olduklarını ancak sulamayla gelen tuzlanmanın bu toprakları çöle çevirdiğini belirterek, eski uygarlıklardan İnka ve Azteklerin de sulama kanalları nedeniyle aynı felaketle karşılaştıklarını vurguluyorlar. Büyük umutlarla faaliyete geçen Assuan Barajı ve sulamasının, toprakta tuzlanma nedeniyle birkaç yıl içinde düşkırıklığına yolaçtığı bilinmektedir. Güney Kaloforniya‘da otuz yıllık sulama sonunda, 4 milyon hektarlık bir alan tuzlanma nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Önlem alınmadığı taktirde benzeri felaketlerin GAP yöresinde de yaşanacağı söyleniyor.(39) İkinci ürün elde etmek için GAP yöresi topraklarında yapılacak yoğun bir sulama ve gübre-tarımsal ilaç kullanımının bu topraklarımızı verimsizleştireceği ve giderek çoraklaştıracağı en güçlü olasılıktır.

 

 

 

Yazının başına dön

 

Editor:
Osman Aytar

Kurdforum:
E-mail

 


Ev rûpel, herî baş bi
Microsoft Explorer 5.0
û yên piştî wê ve dikare bê dîtin.


Destpêkirin:
16.10.2000