Foruma Jîngeha Kurdî

 

KÜRDİSTAN'DA HAVA KİRLİLİĞİ

 

Raman Endam

Medya Güneşi, sayı 44, 16-28 Şubat 1994

 

Hava kirliliği, son günlerde medyanın  gündemine oturmuş durumda. Tüm yazılı, görsel ve işitsel iletişim organları İstanbul'daki hava kirliliğinin öldürücü boyutlarda olduğu haberleriyle dolu. Oysa Kürdistan'daki hava kirliliğine ve öldürücü boyutuna hiç değinmiyorlar. Onlar için Diyarbakır'daki hava kirliliğinin toplu ölümlere sebebiyet verecek durumda olması haber değeri taşımıyor.

Devletçi iletişim ağının, hava kirliliği istatistikleri izerine çektiği örtü biraz aralanacak olursa, Kürdistan illerindeki hava kirliliğinin öldürücü boyutlara vardıği gerçeği apaçık ortaya çıkar. Araştırmamız, bu gerçeği ortaya koymaya çalışacak.

HAVA KİRLİLİĞİ VE YILLAR İTİBARİYLE ÖLÇÜM DEĞERLERİ

Hava kirliliği; havada kükürtdioksit (SO2), partikül madde (duman), karbondioksit (CO2), Ozon ve NOx gibi kirleticilerin yüksek oranda bulunması olarak tanımlanabilir. Bu 5 kirleticiden sadece ikisi (SO2 ve duman) içim ölçüm yapıldığından (TC Sağlık Bakanlığı tarafından), diğer 3 kirleticinin Kürdistan hava kirliliğine etkisini göremeyeceğiz. 2 Kasım 1986 tarihinde yürürlüğe giren ''Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'' ile hava kirliliği ölçümleri yapılmaya başlanmıştır.

1987'den itibaren ölçülmeye başlanan hava kirliliği değerlerine bakıldığinda, Diyarbakır, Maraş, Erzurum, Elazığ ve Antep gibi Kürdistan illerindeki hava kirliliğinin, büyük boyutlarda olduğu görülür.

1988-89 kış sezonunda Diyarakır'da SO2, 645 mg/m3'e; duman 628 mg/m3'kadar çıkmış. Bu rakamlar Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği kısa vadeli sınır değerlerinin üstündedir (bkz. Tablo 1 ve Tablo 3). KVS değerleri SO2 için 400 mg/m3 iken, Diyarbakır'daki ölçüm 645 mg/m3; partikül için 300 mg/m3 iken D.Bakır'da 628'e ulaşmış. Bunun anlamı şu: Belirlenen KVS değeri hayati bir değerdir; bu sınır aşıldığında insan sağlığı üzerinde marazi ve giderek öldürücü etki yapmasıdır. Diyarbakır'da 88-89 kış sezonunda 20 gün boyunca kükürtdioksit ve 39 gün boyunca duman için belirlenen KVS değerleri aşılmıştır. Yani Diyarbakır halkı bu günler boyunca hayati tehlike yaşamış.

 

Tablo 1. Terim açıklamaları

Kükürtdioksit (SO2): Renksiz ve kokusuz bir gaz olup, 1 m3 hava içinde 1000-3000 mikrogram olduğunda hissedileblir. Daha yüksek oranlarda (10 000 mikrogram üstünde) keskin bir kokusu vardır.

Partiküler madde (duman): Partiküler maddeler, gaz halindeki emisyonların kimyasal dönüşümü ve yığın halinde şekillenmesiyle oluşurlar. 5-10 mikrometre çaplı partiküller, asılı partiküler madde olarak tanımlanır; genel olarak heterojen karışımları içerirler ve karakteristikleri bir yerden bir başka yere önemli ölçüde farlılık gösterir.

Kısa vadeli sınır değeri (KVS değeri): Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'ne göre maksimum günlük ortalama değer bir yıllık periyod için KVS değerleri: SO2 için 400 mg/m3, duman için 300 mg/m3 olarak tespit edilmiştir.

Uzun vadeli sınır değeri (UVS değeri): Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'nde belirtilen, aşılmaması gereken bütün ölçüm sonuçlarının aritmetik ortalamasıdır. Bir yıllık periyod için UVS değeri SO2 ve partiküler madde (10 mikron ve daha küçük partiküller) için 150 mg/m3 olarak tespit edilmiştir.

Kış sezonu ortalaması sınır değeri: Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği'ne göre kış aylarında (ekim-mart), hava kirleticiler için yerleşim bölgelerinde yapılan ölçümlerin ortalamalarının aşmaması gereken değerdir. Bu değer SO2 için 250 mg/m3, duman için 200 mg/m3 olarak tespit edilmiştir.

 

Sırası gelmişken şunu belirteyim; kirletici maddeler için belirlenen sınır değerlerine bakıldığında, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile Sağlık Bakanlığı'nın Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliği farklı değerlerdedir (bkz. Tablo 2). Yani WHO referens alınırsa Diyarbakır'daki hava kirliliği tüm kış boyunca insan sağlığı için tehlike arzetmiş. Oysa aynı kış sezonunda Ankara'daki hava kirliliği KVS değerini hiç aşmamış. 1989 yılı hatırlanırsa, Ankara'daki hava kirliliği için kıyamet koparan TC ve medyası, Diyarbakır'da KVS değerinin aşıldığı günler için halkı bilgilendirmemişti. Diyarbakır, Ankara'nın 3 katı kadar hava kirliliği yaşarken, bu Türk medyası için haber değeri olmamıştır.

 

Tablo 2. WHO ve TC Sağlık Bakanlığı'nın hava kirliliği
için belirledikleri sınır düzeyleri karşılaştırması

 

SO2 (mg/m3)

Duman (mg/m3)

 

WHO

Sağlık Bakanlığı

UVS       KVS

40-60     150

150        400

UVS       KVS

40-60     150

150        300

1988-89 kış sezonunda Kürdistan'ın diğer illerindeki hava kirliliğinin kükürtdioksit ve duman bakımından KVS'nin aşıldığı gün sayısı, Erzurum'da 48 ve 27, Kars'ta 4, Maraş'ta 26 ve 1 gün, Malatya'da ise 19 gündür.

1989-90 kış sezonunda, Tablo 3'te de görüldüğü gibi Diyarbakır halkı tam tamına 89 gün SO2 sınırının ve 91 gün de duman sınırının üstünde yaşamış. Diyarbakır'da yaşayanlarda görülen kronik bronşit ve solunum yolları hastalıklarının aşırı oranda olması da işte bu yüzden.

 

Tablo 3. 1989-90 kış sezonunda kirlilik sırasına göre illerin kükürtdioksit ve duman ortalamaları ve KVS değerlerinin aşıldığı gün sayısı

 

Duman
(ortalama)

KVS aşan
günler

SO2
(ortalama

KVS aşan
günler

Diyarbakır
Elazığ
Erzincan
Erzurum
G.Antep
Van
K.Maraş
Kars
İstanbul
Ankara

273
223
166
131
126
125
81
73
162
155

91
53
27
30
-
-
1
-
56
13

467
243
170
244
177
139
258
105
349
271

89
24
10
49
-
-
42
-
131
37

Kaynak:TC Sağlık Bakanlığı

 

1989-90 yılı kış sezonunda, kirlilik sırasında ilk 3 sırayı Kürdistan illerinin paylaşması; ülkemizdeki hava kirliliğinin artık ciddi bir sorun olarak ele alınmasını gerekli kılıyor.

WHO'nun yayınladığı bültende, Kasım 1993'te Diyarbakır'daki 1 m3 hava içinde 270 mikrogram kükürtdioksit bulunduğu belirtiliyor. Kışın sert geçmediği Diyarbakır'da, bu derece hava kirliliği şaşırtıcı.

Hava kirliliğine sebep olarak, konutlarda ve sanayide kullanılan kömür, mazot, fuel-oil ve taşıt araçlarında kullanılan motorin, benzin, mazot vb. yakıtlar gösterilebilir. Bu yakıtların tüketimindeki artış, hava kirliliğinin artmasını da beraberinde getirir. Kürdistan'da tüketilen petrol ürünleri ve kömür miktarının diğer Türk illerinden oldukça düşük miktarda olmasına rağmen bu yoğunlukta bir kirlilik yaşanması, durumu daha da vahim kılıyor (bkz. Tablo 4).

 

Tablo 4. 1990 iller itibariyle petrol ürünleri satışları (ton) ile illerdeki hava kirliliği karşılaştırması

 

Toplam

Fuel-oil

SO2

Partikül

Diyarbakır
Elazığ
Erzincan
İstanbul
Ankara

120.017
73.568
43.459
1.244.806
1.244.806

17.342
13.326
6.432
1.095.308
341.027

467
243
170
349
271

273
223
166
162
155

Toplam: LPG, süper-kurşunsuz-normal benzin, gazyağı, motorin ve fuel-oil

Kaynak:PİGM, 90 yıllığı

 

Fuel-oilin içerisinde %3 oranında SO2 vardır. Diyarbakır'da tüketilen fuel-oilmiktarı 17.342 tondur ve bu, 520 ton kükürtdioksitin havaya karışması demektir. İstanbul'da ise 38.106 ton SO2 havaya karışıyor. Kömür içinde % 1 oranında SO2 vardır. Diyarbakır il merkezindeki konut sayısı 59.347 olup (DİE 90 Diyarbakır yıllığı), yaklaşık 120.000 ton kömür tüketilmekte iken, İstanbul'da 1990'da kömür tüketimi 6 milyon tonu aşıyor. Ama buna rağmen Diyarbakır'ın havasının kükürtdioksitçe daha zengin olması, bu Kürdistan ili için daha büyük bir sorun ortaya çıkarmakta. Yani tüketilen yakıt miktarı İstanbul'a göre çok daha az olmasına rağmen İstanbul'dan daha büyük boyutlarda bir hava kirliliği hüküm sürmektedir. Ve bu durum, diğer bazı etkenlerin yanısıra, kullanılan yakıtın kalitesi ile de ilgilidir. Kürdistan'da düşük kaliteli yakıtlar kullanılmaktadır.

HAVA KİRLİLİĞİNİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Canlı varlıklar günlerce aç-susuz yaşayabilirler, ama havasız yapamazlar. İnsanların soludukları ortamın temiz olması gerekir. Havayı kirletici olarak gösterilen kükürtdioksit ve dumanın insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi vardır (bkz. Tablo5). Solunumla alınan kükürtdioksit ve duman, bronşit, astımbronşiyale, faranjit ve diğer solunum yolu hastalıklarını beraberinde getirir.

 

Tablo 5. Duman ve kükürtdioksitin insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkisi

Kirletici madde

Yayılma derecesi

Etkileri

Kükürtdioksit

Yoğun

Asit yağmuru, kalp hastalıkları, solunum enjeksiyonları

Duman


Yoğun


Akciğer ve bronşlarda tahriş, bronşit, ansfizemi, korozyon, bitkilerde hasar

 

WHO ve Sağlık Bakanlığının, kükürtdioksit ve duman için belirlediği sınır değerleri; canlının solunum yaptığıı havadaki maksimum kirleticilerin miktarını verir. Bu belirlenen sınır değerleri aşıldığında insanlarda solunum yolları ve akciğer hastalıkları oluşurken, kirliliğin çok yüksek olduğu zamanlar zehirlenmelerin ve toplu ölümlerin başlayacağı da bir gerçektir. Örneğin 1950'li yıllarda Londra'da 4000 kişi hava kirliliğinden ölmüştür.

 

Tablo 6. Diyarbakır il merkezinde hava kirliliğinden dolayı hastanelere başvuran hasta sayısı

D.Ü. Tıp Fakültesi KBB servisine başvuran hasta sayısı

SSK Hastanesi KBB servisine başvurn hasta sayısı

1990 ........ 18 017
1991 ........ 12 125
1992 ........ 16 841
1993 ........ 14 182

Yılda ortalama 18 000 kişi ve bunların da % 60'ı faranjitli hasta

Kaynak:D.Ü. Tıp Fak. Has. arşivi ve Diyarbakır SSK yetkilileri

 

Diyarbakır'da yaşanan kirliliğin yöre halkının sağlığı üzerinde oldukça olumsuz etkileri olduğunu Tablo 6'daki rakamlar çarpıcı bir şekilde gösteriyor. SSK Hastanesi yetkilileri, KBB servisine yılda ortalama 18 000 kişinin başvurduğnu, bu hastaların da % 60'ının faranjitli hasta olduğunu (faranjite en büyük etken hava kirliliğidir) ve her yıl başvuran hasta sayısının artığını söylüyorlar. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz (KBB) servisine başvuran hasta sayısına ek olarak SSK Hastanesi KBB servisine başvuran yılda ortalama 18 000 hasta sayısını da katarsak, Diyarbakır'da yılda ortalama 30-35 bin insanın kirlilikten dolayı hastalandığı ortaya çıkar. Hava kirliliğinin akciğer ve kalp hastalıkları üzerindeki etkisini ve alerjik etkilerini hesaba katmıyoruz. Bu servislere de başvuran hasta sayıları alınsaydı Diyarbakır halkı üzerinde hava kirliliğinin etkisi daha net bir şekilde gösterilirdi.

HAVA KİRLİLİĞİNE KARŞI NE YAPABİLİRİZ?

Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Erzincan ve Malatya gibi illerde görülen hava kirliliği, artık sürekli bir sorun olmaya devam edecektir. Bu sorunu, insanlarımızı duyarlı kılarak ve de yerel yönetimlerin alacağı önlemlerle kısmen aşabiliriz. Çevresine karşı duyarlı olan halk, gerektiğinde soba ve kaloriferlerini belirli zaman aralıklarıyla yakmalı, bacalar devamlı kontrol edilerek temizlenmeli, filtre takılmalıdır.

 

 

 

İlk sayfaya dön

 

Editor:
Osman Aytar

Kurdforum:
E-mail

 


Ev rûpel, herî baş bi
Microsoft Explorer 5.0
û yên piştî wê ve dikare bê dîtin.


Destpêkirin:
16.10.2000