|
|
2.
Dersim katliamı 3:
CENNET ÇÖLLEŞTİRİLİYOR
Oktay
Uçar/ Savaş Polat
Özgür
Politika, 7.3.2001
Munzur
suyu üzerinde yapılmakta olan barajların
ilk bakışta gerek ekonomik
girdileri, gerek geçici iş olanakları,
gerekse enerji üretimi ve Keban Barajı'nın
korunması gibi olumlu yönleri gözükse
bile, olumsuzlukları vahim denecek
boyutta büyüktür. Dersim'i yıkıma
sürükleyecektir.
Karasu
ve Murat çöküntü alanları arasında
yükselen Munzur Dağları 100 km'yi
aşan uzunluklarıyla Kürdistan'ın
en önemli sıradağları arasında
yer almaktadır. Dersim'in ve Munzur
Havzası'nın çok büyük bir bölümünü
kaplamaktadır. Jeolojik yapısı,
metamorfik, volkanik ve tortul kayaçlardan
meydana gelir. Bu dağlar mesozoik yaşta
kireçtaşları ile ofiyolitlerdir.
Kuzeydeki silsile kayalık, çıplak
dağlardır. Binlerce yıl içerisinde,
üzerlerinde sürüklenebilecek toprak
kalmamıştır. Kuzeyde 3300
m'yi aşan bu dağlık alan
Mercan ve Munzur Suyu vadileri ile büyük
ölçüde parçalanmıştır.
Yukarı kesimlerinde buzul gölleri ayrı
bir güzellik oluşturur.
Güney Munzur silsilesi ise ormanlarla kaplıdır.
Sayısız Munzur yaylaları yazın
insanlara ve hayvanlarına ev sahipliği
yapar. Bu dağların doruklarında,
yamaçlarında ve diplerinde Türkiye'nin
en zengin yabanıl hayatını görebilirsiniz.
Dağ keçisi, çengel boynuzlu dağ
keçisi, dağ koyunu, ayı, domuz,
kurt, çakal, tilki, sansar, kokarca, porsuk,
tavşan, sincap, kirpi, sürüngen türleri
(yılan kertenkele, vb.), vaşak,
susamuru, kaplumbağa, kurbağa;
kanatlı hayvanlardan bıldırcın,
üveyik, şahin, atmaca, akbaba, baykuş,
doğan, tahtalı keklik, çil keklik,
keklik, turna, leylek, ördek, kaz, kartal,
kaya kartalı, papağan, bülbül, kırlangıç,
ağaçkakan, ibibik, karatavuk, ala
karga türleri ve yarasa ile yüzlerce böcek
türü yaşamaktadır. Ayrıca yüzlerce
bitki ve çiçek türü bu dağları
süslemektedir. Lale, sümbül, nergis,
kardelen, papatya, menekşe, yayla çiçeği,
zembil, anafatma, geven, kekik ve daha
niceleri, doyumsuz güzellik ve koku
yayarlar. Yaban armudu, kuşburnu, yaban
eriği, yaban elması, ceviz ve
sedir çamı dağların ve
vadilerin süsüdür. Ve tabii bu dağların
üzerindeki bazı yöreler ve zirveler
halk tarafından kutsal ziyaretler
olarak kabul edilir. (Munzur Baba, Düzgün
baba, Sultan Baba, Arap kızı v.b.)
MUNZUR HAVZASI
Munzur Suyu, Kolları ve Vadileri
Munzur suyu Ovacık ilçesinin 10-15 km
batısında Ziyaret Köyü yakınlarındaki
gözelerden kaynağını alır.
Kuzey Munzur Dağları'nın Ovacık-Zeranik
Ovası'yla birleştiği noktada
onlarca gözeden fışkıran
sular az aşağıda birleşerek
kocaman bir nehir halinde doğuya doğru
akar, Halvori bölgesinde güneydoğuya
kıvrılır, Dersim il
merkezinde Pülümür (Harçik) Irmağı'yla
birleştikten sonra güneye yönelir
Mazgirt ilçesinin batısından geçtikten
sonra Keban Baraj Gölü'ne dökülür.
144 km uzunluğundaki Munzur Suyu,
saniyede ortalama 87 metreküp su akıtmaktadır.
En yüksek akım Nisan ayında: 398
m3/sn'dir. En düşük akım ise
Ekim ayında: 44 m3/sn'dir.
Munzur'un, kolları Havaçor, Mamuşağı,
Şamuşağı, Kodi, Kabuşağı,
Aksu, Mercan Hürmek, Merho, Nanikuşağı,
Haçılı, Torunoba, Kalan dereleri
ile Aşhirik, Dereova, Kutudere, Çukurdere
ile beslenen Pülümür Suyu'dur.
İlkbaharda karların erimesi ve yağmurların
yağmasıyla sadece Nisan-Mayıs
aylarında zaman zaman bulanık akan
Munzur, yılın diğer aylarında
çok berraktır. Geçtiği yerlere
hayat verir. Öyle ki kaynağından
75 km uzaklıktaki Dersim il merkezinin
içme ve kullanma suyu ihtiyacı
Munzur'dan karşılanır. Adını
Munzur adlı bir ermiş-çobandan alır.
Efsaneleştirilen Çoban Munzur'un
Kerbela'da olan ağasına sıcağı
sıcağına helvayı ulaştırdığı
rivayet edilir. Bu nedenle yöre halkınca
kutsal sayılan Munzur kirletilmez!
Munzur vadisi ve yukarıda sayılan
akarsuların vadileri bin bir doğa
güzelliği içerir. Zengin bitki ve
hayvan türleri besler. Dünyanın en güzel
kırmızı pullu alabalıkları
bu sularda bulunur.
Dağları anlatırken belirtilen
yabanıl hayvanların ve bitkilerin
yanı sıra , bu vadilerde ve yamaçlarında;
meşe, gürgen, söğüt, kavak,
pelit, akçaağaç, huş, dişbudak,
kızılağaç, karaağaç,
sarıçam, köknar, ardıç, ceviz,
çınar, çalı türleri gibi ağaç
çeşitlerinin oluşturduğu
ormanlar vardır.
Munzur Vadisi Milli Parkı
Türkiye'nin ve dünyanın bu doğa
harikası keşfedildikten uzun yıllar
sonra 21 Aralık 1971 tarihinde 6831 sayılı
kanun kapsamına alınarak ULUSAL
PARK haline getirilmiştir. 42.000
hektarlık alanıyla Türkiye'nin en
büyük milli parklarındandır.
Merkezi Dersim-Ovacık karayolunun 8.
km'sinde olup yukarıya doğru yayılarak
devam etmektedir.
Milli Parklar yasası der ki: Tabii ve
ekolojik denge, (tabii eko-sistem değeri)
bozulamaz. Yaban
hayatı tahrip edilemez. Bu sahaların
özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine
sebeb olan veya olabilecek her türlü müdahaleler
ile çevre sorunları yaratacak iş
ve işlemler yapılamaz, demektedir.
Munzur Vadisi, Milli Park olduktan sonra
kurt, çakal, yaban domuzu, karga dışındaki
tüm hayvanlar koruma altına alınmıştır.
Üveyik, bıldırcın, tahtalı,
kokarca, sansar, tavşan ve keklik
belirli zamanlarda avlanabilir. Diğer
hayvanların avlanması yasaktır.
Yapılan barajlar ve bundan sonra yapılacak
barajlar Munzur Vadisi Milli Parkı'nı
ve Munzur Efsanesi'ni öldürmektedir. Örneğin;
Konaktepe Barajı Tornunova'nın aşağısından
başlayarak Ovacık İlçe
Merkezi'ne kadar olan 25 km'lik bölümü
sular altında bırakmakta, 110
metre yükseklikte göl oluşturmaktadır.
Bu baraj gölünden sonra Munzur Suyu,
Halvoriye'ye kadar 15 km uzunluktaki tünel-borularla
taşınacağından, bu
mesafede Munzur'un yatağından su
akmayacaktır.
Bu proje ile Amerikalı, Avusturyalı,
Almanyalı, İsveçli ve Türk inşaat
firmaları ilgilenmektedir. Amerikalı
Stone-Webster Firması ile Türk
yetkililer arasındaki görüşmeler
devam etmektedir. 300 milyon Amerikan dolarına
mal edilmesi düşünülen proje,
maliyet yüksekliği nedeniyle
gecikmektedir.
Konektepe Barajı ve Hidro
Elektrik Santrali, Munzur Vadisi'nin en önemli
projeleridir. Gerek topladığı
su, gerek üreteceği elektrik, gerekse
maliyet açısından çok büyüktürler.
Keban'ın yüzde 15'i kadar elektrik üretim
gücüne sahip olacaktır.
İlk bakışta gerek ekonomik
girdileri, gerek geçici iş olanakları,
gerekse enerji üretimi ve Keban Barajı'nın
korunması gibi olumlu yönleri gözükse
bile, olumsuzlukları vahim denecek
boyutta büyüktür. Dersim'i sosyal-siyasal
ekonomik ve moral değerler bakımından
yıkıma sürükleyecektir. İnsansızlaştırmaya
hizmet edecektir. Bu nedenle Munzur
Vadisi'ndeki barajlara ve hidro elektrik
santrallerine aşağıda
belirtilen gerekçeler nedeniyle karşı
çıkıyoruz;
* 21. yüzyılda insanlığın
yüzyüze kalacağı en önemli
sorunların başında; beslenme,
içme ve kullanma suları ile çevre
sorunları olacağı kesindir. Tüm
dünya ülkeleri ve bilim adamları bu
sorunlara önlem alabilmek için yoğun
çabalar harcarken, konferanslar düzenleyip
uluslararası çözümler ararken, Türkiye'nin
en bakir, çevreci açıdan en verimli
topraklarını, vadilerini, ormanlarını,
hayvanlarını, dağlarını
ve yamaçlarını öldürmeye kalkışmak
bir insanlık suçudur.
* Türkiye, 1975 Paris Dünya Kültürel ve
Doğal Mirasının Korunması
Sözleşmesi, 1979-Bern Avrupa'nın
Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını
Koruma Sözleşmesi, Rio Zirvesi'nde ve
HABİTAT antlaşmalarında alınan
milli parkların ve kültürel değerlerin
korunması gibi sözleşme ve anlaşmalara
imza koymuş taraf bir ülkedir.
Anayasa'nın 90. Maddesi gereğince
bunları yürürlüğe koymak
durumunda.
* 2873 ve 6831 Sayılı Kanunla
koruma altına alınarak "Milli
Park" haline getirilen "Munzur
Vadisi" yasadışı bir
uygulamayla karşı karşıya
bırakılamaz.
* Geçiminin büyük bölümünü tarım
ve hayvancılıktan sağlayan
Dersim, bu açıdan desteklenebilir, gerçekçi
ve akılcı plan ve projelerle kalkındırılabilir.
Zaten en önemli tarım arazileri Keban
Baraj Gölü altında bırakılmıştır.
Geriye kalan arazilerinin bu yolla devre dışı
bırakılması doğru değildir.
* Dersim ilinden ulusal ekonomiye daha fazla
girdi sağlanmak isteniyorsa, yeraltı
zenginlikleri yeryüzüne çıkarılmalıdır.
"Dersim" adının Farsça'daki
anlamı "Gümüş Kapı"
demektir. Maden Tetkik ve Araştırma'nın
1980'deki envanterine göre, Dersim'de
zengin bakır, krom, manganez, aspest ve
tuz yatakları saptanmıştır.
Ovacık'ta bakır, Pülümür'ün
Balbayam bucağında krom, manganez,
Pülümür'de tuz yatakları mevcuttur.
Sadece 51.000 ton krom rezervi saptanmıştır.
Bu
tespitlere devam edilebilir. Muazzam
zenginlikler ekonomiye kazandırılabilir,
işsizliğe çözüm bulunabilir.
Yoksa bunları sular altında bırakmak
çözüm değildir.
* 85 milyon metrekarelik Ovacık
Ovası tarıma elverişli hale
getirilebilir. Barajlar nedeniyle Ovacık'ın
dünyayla bağlantısını
kesmek, her türlü çözümsüzlüğü
ve sıkıntıyı beraberinde
getirir.
* Munzur Milli Park sahasında ve çevresinde;
yürüyüş, dağcılık,
kamp, piknik, avcılık, sportif balıkçılık,
kayak, rafting, yayla ve mağara turizmi
ile diğer dağ sporları yapılabilir.
Her mevsimde parkın olanaklarından
yararlanmak mümkündür. Bu alternatifleri
yok saymak, bakarken görmemektir.
* Dersim'de gerek iç ulaşım,
gerekse dış ulaşım
tamamen bu vadiler aracılığıyla
yapılmaktadır. Diğer bölümler
geçit vermez dağlardır. Ulaşım
yollarının bu şekilde kapatılmasına
seyirci olamayız.
* Bu vadilerde çığ ve heyelan
tehlikesi mevcut olduğundan barajlar ve
santrallar tehlike altındadır. Ayrıca
Türkiye'nin en önemli deprem fayı (kuşağı)
üzerinde olan Dersim, barajlar açısından
risk taşımaktadır.
* Dünya üzerinde her gün azalmakta olan
natürel (doğal) besin kaynakları
açısından Dersim ve yöresi, çok
zengin potansiyel taşımaktadır.
Dersim, suni olmayan hormonsuz besin
maddeleri bakımından da
incelenmeye değerdir. Munzur Dağları,
vadileri, akarsuları, yaylaları,
havası ve doğasıyla en güzel
natürel besin kaynaklarının elde
edilmesine uygundur. En güzel et, en güzel
bal, en güzel av eti, en güzel sebze ve
meyve, en güzel süt ve yumurta ürünlerini
elde etmek olasıdır.
* Bu akarsuların Keban'a toprak taşıdığı
savı çok doğru değildir. Yılın
en az 10 ayı berrak akan bu suların
vadilerini ağaçlandırmak, mevcut
ormanlarını korumak yeterlidir.
Oysa son yıllarda "güvenlik"
gerekçe gösterilerek ormanlar kasıtlı
olarak yakılmıştır.
* Milli parkı bozmadan, 2873 sayılı
kanun gereğini yerine getirdikten sonra,
master planlarla planlı programlı
devlet destekli projeler geliştirilip
hayata geçirilebilir. Göç durdurularak,
geriye dönüş sağlanabilir. Doğa
tahribatına son verilebilir. Gerçek
anlamda demokratik kurallar uygulanarak yöre
halkının inançları, moral değerleri,
sosyal-siyasal ve ekonomik durumları gözönünde
bulundurularak uygulamalara öyle geçilebilir.
Araştırmaya katkı sunan
kurumlar: Dersim İnisiyatifi Kurucu
Koordinatörü Celal Turna, Ankara
Tunceliler Derneği, İzmir
Tunceliler Derneği, Bursa Tunceliler
Derneği, Adana Tunceliler Derneği,
Mersin Tunceliler Derneği, Kocaeli
Tunceliler Derneği, Tunceli Tunceliler
Derneği, İstanbul Tunceliler Derneği,
Ümraniye Tunceliler Derneği, Kartal
Tunceliler Derneği, Gemlik Tunceliler
Derneği, Pülümürlüler Derneği,
Ovacıklılar Derneği, Riçikliler
Derneği, İstanbul Tunceliler Vakfı,
Ankara Tunceliler Vakfı, Avrupa Dersim
İnsiyatifleri, Doğal Hayatı
Koruma Derneği.*
Çağrı
Bu doğa harikası yöreyi korumak
ve yaşatmak sadece Dersim insanının
görevi değildir. Çevrenin, doğanın,
hayvanların, bitkilerin, kültürel ve
ekonomik değerlerin korunması
herkesi ilgilendiren bir sorumluluktur.
Bu nedenle başta devletin ilgili
kurumlarının birkez daha durumu gözden
geçirmesini bekliyoruz. Çevre Bakanlığı
ile Milli Parklar ve Yaban Hayatını
Koruma Dairesi'ni göreve davet ederken; tüm
çevrecileri, hayvan ve bitki severleri,
turizmcileri, avcı kulüplerini, kayak
ve dağ sporcularını,
demokratik kitle örgütlerini, TEMA Vakfı'nı,
fotoğrafçıları ve doğa
severler ile medya kuruluşlarını
bu gelişmelere duyarlı olmaya,
destek vermeye ve tavır almaya çağırıyoruz.
Sevgili Dersimliler
2000 yılını yaşayacak
olan bu dönemin nesilleri, dedelerinden
miras kalan bu coğrafyayı korumak
ve ona sahip çıkmak görevi ile karşı
karşıya.
Munzur'u Kurtarma Kampanyası başta
Dersimliler'in dayanışmasıyla
başarıya ulaşacaktır. Bu
doğa harikasının
yokedilmesine göz yumulmamalı. Köylerinin
yakılıp-boşaltıldığı,
doğal kaynaklarının kullanılmaz
hale getirildiği bir coğrafya
yerine, doğal zenginlikleriyle varolan
bir coğrafyada yaşama hakkı
savunulmalı. Aksi halde başta
Munzur Vadisi olmak üzere, tüm Dersim coğrafyasının
doğal güzellikleri kaybolacaktır.
Kurdforum'a
eklenişi: 15.3.2001
|
|
|